İçeriğe atla
Yaşam Geçişleri

İş kaybından sonra

İşten ayrılmak ya da çıkarılmak yalnızca gelir kaybı değildir. Günün yapısı, sosyal çevre ve kendinizi nasıl tanımladığınız da aynı anda etkilenir. Bu sayfa bu parçaları birbirinden ayırmaya çalışır.

İşin kimlikle ilişkisi

İş, çoğu yetişkin için yalnızca geçim yolu değil, kendini tanıtma biçimidir. Yeni tanıştığınız birinin size sorduğu ilk sorulardan biri ne iş yaptığınızdır ve o cevabın kalkması, kişinin kendini anlatacak bir cümlesinin kalmaması gibi hissettirebilir. Bunun yanında iş, günün saatlerini bölen, hafta ile hafta sonunu birbirinden ayıran ve insanı her sabah evden çıkaran bir çerçevedir. O çerçeve kalktığında günler birbirine benzemeye başlar ve zaman hem çok yavaş hem de fark edilmeden geçer. İşle birlikte giden bir başka şey de sosyal çevredir; gün içinde konuşulan insanların çoğu iş arkadaşlarıdır ve bu bağlar iş bitince genellikle hızla incelir. Bu his tembellik değildir, yapının kaybolmasının doğrudan sonucudur. İş kaybının ilk günlerinde çoğu insanın anlattığı şaşkınlık da buradan gelir: kayıp maddi olduğu kadar, günün nasıl kurulacağına dair bir bilginin kaybıdır ve ikisi aynı anda hissedilir.

Gelir kaygısı ile öz değer kaybını ayırmak

İş kaybının yükünü hafifletmenin en pratik yollarından biri, iki ayrı sorunun birbirine karışmasını engellemektir. Gelir kaygısı somut bir sorundur: rakamlarla, takvimle ve seçeneklerle ilgilidir, üzerine plan yapılabilir. Öz değer kaybı ise "ben yetersizim" cümlesine dönüşen ve rakamlarla ilgisi olmayan başka bir şeydir. İkisi aynı anda yaşandığında birbirini büyütür; para sıkıntısı kişinin kendisi hakkındaki hükmünü sertleştirir, o sert hüküm de iş aramayı zorlaştırır. Bunları kağıt üzerinde bile olsa ayırmak işe yarar. Bir yanda önümüzdeki aylarda nelerin ödenmesi gerektiği, hangi giderlerin ertelenebileceği, hangi kurumlara başvurulabileceği vardır ve bunlar tek tek ele alınabilir işlerdir. Diğer yanda ise işten çıkarılmanın çoğu zaman kişinin performansından bağımsız nedenlerle olabildiği gerçeği durur; kapanan bir birim ya da daralan bir sektör kişisel bir hüküm taşımaz. İkisini aynı torbada tutmak, ikisini de çözümsüz gösterir.

Arayış dönemini yönetmek

İş arama dönemi belirsizliği uzun süre taşımayı gerektirdiği için yorucudur ve bu yorgunluk gövdesi olmayan bir yorgunluktur. Her başvuru bir bekleyiş başlatır, cevapsız kalan başvurular birikir ve bir süre sonra kişi başvurmayı kendine yükleyemez hale gelir. Bu dönemde çoğu insanın işine yarayan şey, sonucu kontrol edilemeyen şeylerle harcanan enerjiyi azaltmaktır. Başvurunun kabul edilip edilmeyeceği sizin elinizde değildir, ama günün kaç saatini bu işe ayıracağınız elinizdedir. Günün tamamını aramaya vermek çoğu insanda birkaç hafta içinde tükenmeye yol açar. Belirli saatler ayırmak ve o saatlerin dışında iş aramayı bırakmak, hem devam edilebilir bir tempo kurar hem de günü yeniden yapılandırır. Aynı gerekçeyle, başvuru sayısını değil ayırdığınız zamanı ölçmek daha az yıpratır. Aramaya ara vermek de bir yöntemdir, kaçış değil; dinlenmiş bir insanın görüşmede kendini anlatması genellikle daha kolaydır.

Yakınlarla ve çevreyle ilişki

İş kaybı çoğu insanda anlatması en zor kayıplardan biridir, çünkü etrafta bunu bir başarısızlık gibi okuyan bakışlar bulunabilir. Kimi insan durumu evde bile bir süre saklar, her sabah çıkıp akşam döner. Bunu yapan biri tembel ya da sahtekâr değildir, yalnızca utançla baş etmenin bir yolunu denemektedir; ancak bu yol uzun sürdüğünde yalnızlığı ağırlaştırır ve saklamanın kendisi ayrı bir yük haline gelir. Evdeki yakınlarınıza durumu söylemek, hem yükü paylaştırır hem de gerçekçi bir bütçe konuşması yapmayı mümkün kılar. Çocuklara da yaşlarına uygun, korkutmayan bir açıklama yapmak, evdeki gerginliğin nedenini bilmemekten daha iyidir. Çevrenizin size ne zaman iş bulacağınızı sık sık sorması yıpratıcıdır; bu soruya her seferinde ayrıntılı cevap vermek zorunda değilsiniz. Kısa ve tekrar edilebilir bir cevap hazırlamak, o konuşmaları kısaltmanın en pratik yoludur ve kimseyi kırmaz.

Ne zaman destek düşünülür

İş kaybının ardından bir süre keyifsizlik ve uykusuzluk yaşamak sık anlatılan bir durumdur. Bunun ötesinde, günlerce evden çıkamamak, en basit işleri bile başlatamamak, kendinizi ailenize yük olarak görmeye başlamak ya da uzun süren bir umutsuzluk hissi devam ediyorsa ruhsatlı bir ruh sağlığı uzmanına başvurmak makul bir adımdır. Bu, işsizliğinizin çözümü olarak değil, o dönemi taşınabilir kılmak için düşünülür. Alkol ya da benzeri yollarla günü geçirmenin arttığını fark etmek de bir uyarı işaretidir ve bu genellikle kişinin kendisinden önce yakınları tarafından görülür. Öfkenin evde beklenmedik biçimde artması da aynı dönemin sık anlatılan yanlarındandır. Kendinize zarar verme düşünceniz varsa bunu ertelemeyin ve acil yardıma başvurun. Ekonomik nedenlerle özel bir başvuru zorsa, kamu sağlık kurumlarındaki ruh sağlığı birimleri de başvurulabilecek yerlerdir.